HALUK SELVİ[1]*
Giriş
Günümüzde devletlerin birbirleri ile olan ilişkilerini, sınırlarını ve daha birçok şeyi belirleyen etken I. Dünya Savaşı kabul edilebilir. Ancak bu savaş ortamının oluşması ve bloklaşmalar, esasen 1789’da Fransa’da cereyan eden isyanlar sonucunda ortaya çıkan Fransız İhtilali’dir. 1789-1815 yıllarında Avrupa’dan başlayan çalkantılar dünyaya yeni fikirler, siyasi görüşler ve akımlar getirmiştir. Buradan hareketle I. Dünya Savaşı’nın temel sebeplerini 1815’ten başlatarak oluşan bloklaşma ve ittifak hareketlerine bağlayabiliriz. Bu tarihler arasında ise fikir akımlarının etkili olduğu 1815-1871 yılları ve bu fikir akımlarından birkaçının gerçekleşmesi sonucu oluşan olayları 1871-1914 yıllarında ikiye ayırarak analiz edebiliriz. [4] Yani bizi bloklaşma ve blokların çatışmasına götüren süreci 1789’dan başlatabiliriz. Sonrasında ortaya çıkan fikir akımları ve bu akımların gerçekleşmesini de iki tarihe ayırarak yorumlayabiliriz. Bu akımların gerçekleşmesi bizi çarpışma yıllarına yani 1914’e götürecektir.
1815-1871 Yıllarında Dünyaya Gelen Fikir Akımları
Fransız İhtilali’nden I. Dünya Savaşı’na kadar olan süreçte, ulusların birbirleri ile kurdukları ittifakları yani blokları anlamak için; 1815-1871 yıllarında Avrupa’yı etkileyen liberalizm, nasyonalizm ve sosyalizm akımlarını ele almamız gerekir. Bunlardan ilki Liberalizm: Avrupa’da özgürlükçü ve serbestçi hareketler Rönesans ve Reform hareketleri gibi görünse de aslında insanı insan yapan ve devletin insanı tanımasını sağlayan hareketler olmamıştır. İnsanı toplumdaki yeri ile değerini kazandırmayı amaçlayan hareket liberalizmdir. Fransız ihtilalcilerinin yayımladığı “İnsan Ve Vatandaş Hakları Demeci” liberalizmin doğuşudur. O tarihe kadar hükümdarların otoritesini bu denli sarsacak ve mutlakiyetlerini düşürecek bir olay yaşanmamıştı. Bu insani temel hak ve hürriyetler devletlerin anayasalarının olması gerektiğini savunuyor ve hükümdarın bu anayasa ile devleti yönetmesini istiyordu. Yani liberalizm anayasalı bir hürriyet düzenini savunmuştur. Burada büyük devletlerin bu fikir akımı sebebiyle Fransa’ya karşı oldukları gözlenir. Avusturya, Prusya, Rusya ve İngiltere bu minvalde Fransa’ya cephe almış ve 1815’e dek sürecek savaşlar başlamıştır. Savaşlar neticesinde Fransa ihtilal öncesi sınırlarına çekilmiş olsa da, savaş aslında hürriyetçilik (liberalizm) akımını hızla dünyaya yaymıştır.
1815’te Viyana’da Metternich’ın[5] önerisi üzerine Fransa’ya karşı İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya’nın ittifak ederek kendi toprak bütünlüklerini sağlamaları koşullu bir kongre düzenlendi. Burada toprak bütünlüklerini korumak ve sonrasında çıkabilecek bir hürriyetçilik akımını beraber bastıracaklarına dair birbirlerine söz verdiler. Ancak 1818-22, 1830 ve 1848 yıllarında Avrupa, üç devre halinde isyanlar ile karşılaştı. Bu isyanlar Alman Üniversitelerinden peyda olmuş ve sonra kanlı hareketlere dönüşmüştür. Büyük devletler ise birbirlerine verdikleri söze binaen bu hareketleri beraberce bastırmışlardır.[6] Ancak bağımsızlığını kazanan Belçikalılar ve birçok Alman devleti de hürriyetçi anayasalarını bu dönemde kabul etmişlerdir. 1848 ayaklanmaları da Avrupa’da hürriyetçi akımların zaferi ile sonuçlanarak Hollanda, İsviçre, Danimarka ve mutlakiyetçi bir yapıda olan Prusya’yı bile anayasayı kabul ettirecek hale getirmiştir. Hatta Osmanlı’da 18 Şubat 1856 tarihinde ilan edilen Islahat Fermanı da liberal bir belge niteliği taşımaktadır.
İkinci akım olan nasyonalizm, milliyetçilik yani milli bağımsızlığı savunur. Özellikle Napolyon’un işgal ettiği yerlerde toplumlara aşıladığı bu fikir şüphesiz birçok çokuluslu devletlerin yani imparatorlukların kaderini değiştirmiştir. 1830’lardan 1840-50’li yıllara kadar Rusya, Avusturya ve Osmanlı Devletleri için bu milli bağımsızlık isyanları zor geçmiş ve yeni milli devletler dahi kurulmuştur. I.Dünya Savaşı’na giden yolda bu milliyetçilik fikirleri ile çıkan isyanlar ve kurulan devletler bloklaşmalarda rol oynamış, Avusturya ve Rusya’nın birbirlerine karşı hamleler yapmasına yol açmıştır. Yine bu akımın etkisi ile Alman prenslikleri Prusya liderliğinde birleşmiş ve İtalya’daki Piyemonte[7] de Fransa ile yaptığı ittifak sonucu Avusturya’yı savaş alanında yenerek İtalyan Krallığını ilan etmiştir.(1861) İtalya’nın milli hareketini Almanya takip etmiş, kurulan alman birliği Bismarck’ın[8] eseri olmuştur. Burada Fransa bu milli birlikleri oluşturana kadar Avusturya’ya karşı mücadele eden Alman ve İtalyanlara destek vermiş, müttekiflik kurmuş ancak bu birliklerin güçlenmesini istememiştir. Nitekim Prusya’nın yaptığı savaşlar sonucunda başarı kazanması ile güçlü bir Alman devletinin ortaya çıkacağı korkusu ile Prusya’ya karşı sert bir tutum izlemiştir. Bu, sert tutum karşısında iyi bir savaş veren Almanlar 1870-71 yıllarında Fransa’yı savaşta hezimete uğratarak Alman İmparatorluğunu kurmuş ve Prusya Kralı I. Wilhelm’e taç giydirmişlerdir. Milliyetçilik yani nasyonalizm akımı ülkelerin ve milletlerin kaderini değiştirirken Avrupa’da oluşacak ittifakları da doğrudan etkileyeceti.
Bu yıllar içerisinde ortaya çıkan üçüncü fikir akımı ise sosyalizmdir. Yine Fransız İhtilali’nden doğan bu akımın çıkış noktası liberalizmin yani özgürlüğün ekonomik olarak da toplumda gerçekleşmesidir. Ancak bu fikir akımı diğerleri gibi fiiliyete dökülememiş, ortaya çıkan fikir çeşitliliği sebebi ile sistemleşememiştir.[9] 1917’de Rusya’daki Bolşevik ihtilali bu fikrin ilk filli hareketi kabul edilir. 1856’da Das Kapital ile Karl Marx, 1848’de ise Kominist Manifesto ile yine Marx ve Engels fikirlerini öne sürdüler. Bu akım için İngiltere’de I.Enternasyonel adı verilen Milletler Arası İşçi Federasyonu kuruldu. Rus anarşist Bakunin, Alman sosyalist Bernstein de bu fikir akımı içinde yerini aldılar. I. Dünya Savaşının çıkacağı hususunda tahminlerde bulunan Karl Marx proleterya’nın[10] savaşa katılmaması gerektiğini söylese de, savaş çıkar çıkmaz işçiler devletleri tarafından askere alınacaklardır. Sosyalizmin gerçekleşmesi için alınan yol henüz yeterli değildir. Tabi Rus köylülerinin ekmek için ayaklanacağı ve bir ihtilal ile çarı devirerek Sosyalist bir rejime geçecekleri 1917 tarihine kadar.
Bu fikir akımları devletlerin kendi toplumları ile olan ilişkilerini değiştirirken diğer devletler ile olan ilişkilerini de etkilemiş ve Fransız İhtilali’nden I. Dünya Savaşı ve hatta II. Dünya savaşına kadar giden sürecin etkenleri ve günümüz siyasi haritalarının da sebepleri arasında kabul edilebilir.
1871-1914 Yıllarında Dünyaya Gelen Olaylar Ve I. Dünya Savaşı’na Kadar Olan İttifaklar
- Bismarck ve Almanya’nın Avrupa Üstünlüğü ve Bloklaşmalar
1871-1890 süreci Almanya’nın milli birlikteliği ile beraber bir imparatorluğa dönüşmesi ve bu dönüşümün başlangıcı olarak Fransa’yı ağır bir yenilgiye uğratması ile başlar. Bu dönemin başbakanı olan Bismarck’ın görevden ayrılmasına kadarki yılları kapsar. Bu yıllar içinde kuvvet olarak sivrilen Almanya, Bismarck’ın da politikaları ile beraber Üçlü İttifak bloklarını ortaya çıkaracak ve kendini Fransa ile Rusya arasında kalmaktan koruyacak anlaşmalar yaparak Almanya’yı Avrupa’da parlatacaktır. Sonrasında bu ittifaklar ve bloklaşma hareketleri İngiltere, Fransa ve Rusya gibi diğer devletler tarafından da yapılarak bir bloklaşmaya dönüşecek, sonrasında da çatlayarak bir dünya savaşına dönüşecektir.
Avrupa’da Alman Üstünlüğü, yukarıda belirtilen yıllarda olmuştur. Ancak bu üstünlük o kadar kolay kazanılmamış, Bismarck tarafından hamle hamle planlanmıştır. Bir imparatorluk haline dönüşen Prusya diğer Alman devletleri ile hali hazırda sağlam bir temelde bulunmuyordu. Ve bu temellerin sağlamlaşması için dışarıda barışa ihtiyaç vardı. Bu barışı da dünyada tesis etmek için Bismarck kolları sıvayacaktı. Ayrıca büyük bir hezimete uğrattığı Fransa ise tabiri caizse “rövanş” için hazırlanabilirdi. Bu savaş sadece Fransa ve Almanya arasında geçerse sorun yoktu ancak Bismarck’a göre yeni çıkacak bir Fransa-Almanya savaşına diğer devletlerde katılabilirdi. Fransa’dan alınan Alsace ve Lorraine bölgeleri de bir diğer sıkıntılı süreci oluşturabilir Fransa bu topraklar için saldırabilirdi. İşte bu noktada bir rövanş savaşı açabilecek Fransa, ya yalnızlaştırılmalı ya da Almanya bazı devletler ile Fransa’ya karşı ittifaklaşmalı idi. Bismarck’ın bu fikri I.Dünya Savaşı’na kadar gidecek olan bloklaşmanın bir başlangıcı kabul edilebilir.
Almanya bu konuyla alakalı önce Avusturya ile ilişkileri sıkı tutmaya başladı. Asya’dan gelen Rus ve onların Slav politikalarına karşı Avusturya’yı destekledi. Rusya’nın ve Fransa’nın ortak bir noktada anlaşarak Almanya’nın ortada kalması demek Bismarck için felaketti. O sebeple bu tehdit teorisine “Bismarck’ın Kabusu” denmiştir. Almanya Fransa’nın bu iki devlet ile birleşmemesi için Bismarck’ın başbakanlığı süresince iyi bir politika izlemiş ve savaştan ziyade barışı benimsemiştir. Bu politikaların bir sonucu olarak 1872 tarihinde Almanya, Avusturya ve Rusya arasında Birinci Üç İmparatorlar Ligi, 1881 tarihinde yine aynı devletler arasında İkinci Üç İmparatorlar Ligi, 1882 tarihinde Almanya, Avusturya, İtalya arasında Üçlü İttifaklar kurulmuştur. Sonuncu anlaşma ise 1887 tarihinde Alman-Rus anlaşması olmuştur. Bu ittifaklar Almanya’nın Avrupa’daki gücünü arttırmıştı. Ancak Balkanlarda birbirleri ile sürekli çıkar çatışmasında bulunan Rusya ve Avusturya bu anlaşmalar için zorlu bir süreçteydi. Zira 1885-86 yıllarında çıkan Bulgar olayları bu iki devleti çatışmalara götürmüş ve İkinci Üçlü İmparatorlar Ligi’ni dağıtmıştır.
Bu bilgilere biraz daha detaylı bakacak olursak eğer, Avusturya’nın yeni savaştığı ve kaybettiği bir devlet ile neden siyasi birliktelik içinde olduğunu iyi anlamak gerekir. Avusturya birçok müdahalesine rağmen Almanya ve İtalya topraklarındaki söz sahipliğini kaybetmiş ve buradaki prensliklerin birer devlet olarak ortaya çıkması sürecini yaşamıştı. Bu toprak sahalarında genişleme ideallerinden vazgeçerek Adriyatik ve Ege denizlerine yani Osmanlı’nın Balkanlarına yönelmişti. Ancak burada da Çarlık Rusya’sı ile çatışan ve yenilen bir Osmanlı olduğu için Rusya ile çıkar çatışmaları söz konusu olacak hatta sonraları bağımsız olan Sırbistan ile Rusya’nın Pan-İslavizm birlikteliğine şahit olacaktı. İşte Rusya’nın balkanlardaki Slav politikası’na karşın Avusturya da kendine bir Cermen Bloğu teklifini reddetmeyerek Almanya ile sıkı ilişkiler kurmaya çalışacaktı.[11]
Diğer yandan Rusya ise Bismarck için tam bir endişe kaynağı idi. Çünkü yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Rusya-Fransa birlikteliği Almanya’yı tam iki ateş içinde bırakacak durumdaydı. Bismarck Rusya’nın Fransa ile bir ittifak olabileceği fikrini düşünmüştü ancak Rusya böyle bir birlikten yana değildi. Zira Fransa’nın tek amacı Almanya ile bir rövanş yapmaktı, bu rövanşta yer alacak olan Rusya’nın, Almanya ve Avusturya ile de savaşması gerekecekti. Bu savaş Rusya’nın planları arasında değildi, bu sebeple gerçekleşmeyecek bir ittifaktı. Diğer ihtimal ise İngiltere ve Rusya’nın ittifakı idi, ancak o da namümkündü. Çünkü 1854-56 Kırım Savaşında savaşmışlardı. Ve Rusya’nın Asya’da ilerlemesi sonucunda İngiltere ile sömürge sorunları yaşıyorlardı. İşte bu sebeplerden ötürü de Rusya Pan-Cermen bloğu ile yakın ilişkiler kurmayı daha verimli bulmuştu.
Rusya’nın bu tavrı 1872 yılının Eylül ayında Alman, Avusturya-Macaristan ve Rus imparatorlarını bir araya getirerek bir blok ortaya çıkarmalarına yol açtı. Adına Birinci Üç İmparatorlar Ligi denilen bu görüşmede yazılı bir anlaşma imzalanmamış sözlü şekilde geçerli kabul edilmiştir. Bu sözlü kurulan blok devletlerin Avrupa’da ortak politika izlemelerine olanak vererek Almanya’nın istediği gibi Fransa’yı yalnız bırakıyordu.
Ancak daha önce de dile getirdiğimiz gibi Balkanlardan pay isteyen bu iki devleti bir arada tutmak kolay olmamış, 1877-1878 yıllarında Osmanlı ile çıkan Rus savaşı sonrasında topraklar paylaşılamamıştır. Bu sorunların görüşülmesi için Bismarck Berlin’de bir kongre düzenlemiştir. Ancak yine de Rusya ile Avusturya’nın bu paylaşamadığı topraklar sebebiyle Birinci Üç İmparatorluklar Ligi dağılmıştır.
1879 yılına gelindiğinde ise dağılmış olan üçlü ittifaktan birini yanına tercih etmek zorunda kalan Almanya, Avusturya’yı gözüne kestirmişti. Balkanlardaki çatışmaları sebebiyle birliktelikleri kısa süren Avusturya ve Rusya’dan birini tercih eden Almanya bu tercihinin sonucunda 1879’da bir savunma ittifakı kurdu. Bu ittifakın amacı bu devletlerden birine yapılacak bir saldırı sonucundan ortak hareket edilerek karşılık verilmesiydi.
Başlangıçta gizli olan bu ittifak Bismarck’ın politikası ile Rusya’ya duyurulmuştu. Ve Rusya güçlü bir Pan-Cermen bloğunun kendisine oluşturabileceği problemi düşünerek, Fransa ve İngiltere ile olan durumlarının da değişmemesi üzerine tekrar bu bloğa dahil olmak isteyecekti. Bu dahiliyet başvurusu sonucunda yine bu üç devlet arasında 1881 yılında İkinci Üç İmparatorlar Ligi kuruldu. Bu lig diğerinin aksine yazılı olarak yapılmış, Avrupa’da barışı ve toprak bütünlüklerini savunmuştur. Bu yazılı anlaşmalar Fransa’nın olası bir saldırı fikrini mecburen erteleyecekti. Çünkü bu üç devleti karşısına almak Fransa’nın sonunu getirebilirdi. Ancak yine Balkanlar ve Avusturya – Rusya çekişmesi sebebiyle bu ittifakta son buldu. Bu ittifakın dağılmasında Osmanlı’dan koparılma girişimleri ile prenslik haline getirilen Bulgaristan’ın Avusturya ve Rusya arasında paylaşılamaması büyük rol oynamıştır.[12]
1882 yılına gelindiğinde ise Avrupa’da Almanya üstünlüğü devam ediyordu. İtalya devleti ise Almanya ile aynı kuruluş aşamalarını yaşamasına rağmen Avrupalı devletlerden geri kalmış durumda gözüküyordu. Ve bu sebeplerden dolayı Avrupalı devletlerin 1880’lerde hızlandırdığı sömürgecilik faaliyetlerine katılması gerektiğini düşünerek gözüne ona yakın yer olan Osmanlı topraklarından Tunus’u kestiriyordu. Ancak 1881 yılında Fransa sürpriz bir hamle ile Tunus’u fiili olarak işgal ettiğini duyurdu. Daha evvel 1830 Yılında Cezayir’i işgal etmiş olan Fransa şimdi yanı başındaki Tunus’a girmişti. Bu İtalya’nın çıkarlarına ters düşmüştü. Zira o bölgeyi İtalya istiyordu. Bu sebeplerden ötürü güçlenmek isteyen İtalya yanı başında yükselen Pan-Cermen bloğunu düşünmüştür. Ancak ortada Avusturya sorunu vardı. Avusturya ile İtalya’nın henüz yıldızları barışmamış ve toprak talepleri sebebiyle ilişkileri soğuktu. Bu sebeple evvela Almanya ile görüşen İtalya, Bismarck’ın fikirleri doğrultusunda önce Avusturya topraklarından hak talep etmekten vazgeçti ve bu süreçte Avusturya-İtalya ilişkilerinde iyileşmeler görüldü.
Bismarck’ın en başta İtalya ittifakı ile ilgili görüşlerine yukarıda yer vermiştik. Şimdi ise Bismarck neden bu ittifak için çaba sarf etmiştir onu ele alalım. Bismarck Fransa’nın Rusya ile birlikte saldırması durumunda Avusturya ile cevap verecek ve Fransa iki cephede savaşmak zorunda kalacaktı. Ancak İtalya bu sırada Avusturya’ya saldırabilir ve bu savaşın yönünü değiştirebilirdi. Bismarck bu hamleyi görerek, önce İtalya-Avusturya arasında iyileştirmeleri gerçekleştirdi ve sonrasında bu üç devlet arasında 1882 tarihli Üçlü İttifak Anlaşmasını gerçekleştirdi. Yine bu da temelde bir savunma anlaşması olarak tarihe geçmiştir.
1879-1881 ve 1882 tarihli bu anlaşmalar ile Almanya, Avusturya-Rusya-İtalya devletlerini kendine bağlamış Avrupa’daki üstünlüğünü kurmuştu.
B) Bismarck Sonrasında Avrupa Ve Bloklaşma Hareketleri
1888 yılında Alman İmparatoru III. Friedrich’in ölümü üzerine tahta II. Wilhelm geçmiştir. Bu değişiklik önce Alman tahtında sonra Almanya’nın Avrupa’daki rolünde olacaktır. Zira 26 yıl boyunca Alman İmparatorları iç ve dış işleri, Başbakan Bismarck’a bırakıyorlardı. Ancak II. Wilhelm genç olmakla beraber tüm gücü elinde bulundurma isteği ile doluydu. Bu sebeple Bismarck ile yaşadıkları fikir ayrılıkları sonucunda Bismark görevden ayrıldı. Ve bu yıllardır Avrupa’da kurulan Alman üstünlüğüne de bir darbe vurmuş oldu. II. Wilhelm’e göre Rusya mühim değil Avusturya ve Almanya’nın oluşturduğu Pan-Cermen Bloğu daha mühimdi. Ve bu bloğa Rusya değil denizlerde güçlü olan İngiltere katılmalıydı. Bunların yanı sıra Wilhelm diğer Avrupalı devletler gibi Almanya’nın da sömürgecilik faaliyetlerine yani denizaşırı yolculuklarına başlaması gerektiğini savunuyordu.
İmparatorun bu görüşleri sebebiyle görevinden ayrılan Bismarck’ın Almanya’sını artık farklı şeyler bekliyordu. Wilhelm, Rusya ile 1887 yılında imzalanan anlaşmayı Rusya’nın taleplerine rağmen yenilememiş ve İngiltere’yi Pan-Cermen bloğuna çekmeye çalışmıştır. Ancak bu karara İngiltere yanaşmamış ve Rusya’nın da dışlanması ile Üçlü İttifak bloğuna karşılık ortaya yeni bir blok çıkmıştı: Üçlü İtilaf Bloğu.
Üçlü İtilaf Bloğu Fransa-İngiltere ve Rusya’dan müteşekkildi ve çeşitli anlaşmalarla vücuda gelmişti. Öncelikle 1894 Fransız-Rus Anlaşması, 1982 yılında iki devletin genelkurmaylarının Almanya’nın bir askeri girişimine karşı yapılan anlaşmanın devletler nezdinde resmi şekilde yapılması ile oluşmuştur. Bu anlaşma ile Pan-Cermen bloğundan uzaklaşan Rusya, Almanya’nın açtığı yaraları unutmayan Fransa ile anlaşarak Üçlü İtilaf Bloğunun ilk halkasını oluşturmuştu.[13] Bu halkanın ikincisini 1904 yılında Fransa-İngiltere Sömürgecilik anlaşması oluşturacaktı. Bu anlaşma genel olarak sömürgelerin paylaşımını kapsasa da yıllardır birbirlerine soğuk olan iki devletin arasını gitgide ısıtacaktı. 1907 Yılında ise üçünü halkayı oluşturacak İngiliz-Rus Antlaşması gerçekleşti. Bu anlaşma da yine sömürgelerin paylaşımını konu almış, ancak sonraki süreçte bu devletlerin birbirlerine karşı yakınlaşmasına zemin hazırlamıştı. Zira Fransa denizaşırı topraklarda İngiltere ile sömürgecilik yarışı yaparken Almanya ve içinde bulunduğu Üçlü İttifak sürekli silahlanmıştı. Bunun farkına varıp gidişata dur diyen Fransa, halkaları oluşturarak, artık Üçlü İtilafa hayat vermişti. İngiltere ise yıllardır engel olduğu Rusya’nın sıcak denizlere inme politikasını kabul ederek, tarihte ilk defa Osmanlı topraklarını parçalamayı kabul etmişti. Tarihin uzun yıllardır çarpışan kuvvetleri artık aralarında sorunlarını çözmüş ve kendilerini bir ittifak bloğunun içinde bulmuşlardı. Bisamrck’ın kabusu ise Almanya için beklenen bir son olarak gözüküyordu.
1904 Yılına kadar gelişen olayları yukarıda anlattık. Bu yıllarda oluşan ve bozulan ittifaklar neticesinde oluşan iki blok olmuştu. İşte bu bloklar 1904-1914 yılları arasında çatışmalara girişmiş ve sonucunda I. Dünya Savaşı’nı ortaya çıkartmıştır. Fransız İhtilali’nden ve bu ihtilal sonucu ortaya çıkan fikir akımları ile kurulan yeni Avrupa, bloklaşmış ve bu bloklaşma silah yarışı ile birlikte sömürgecilik yarışını da içinde barındırmıştı. Şimdi ise son kısım olarak blokların çatışmasını ele alarak I. Dünya Savaşı’na giden yolu çizeceğiz.
C)Bloklaşan Avrupa’da Blokların Çatışması
Avrupa’nın iki bloğa ayrılarak bu blokların sürekli bir yarış halinde olması dünyayı I. Dünya Savaşı’na götüren en büyük süreç olmuştur. Aslında burada I.Dünya Savaşı’nın başrolü Almanya’dır. Yazımızda da belirttiğimiz üzere ittifaklar ve bloklaşmalar Almanya öncülüğünde gerçekleşerek, Fransa-Almanya ilişkileri sebebiyle iki taraf-iki blok haline dönüşmüştür. Almanya II. Wilhelm ile birlikte sömürgecilik faaliyetlerine hızla katılmıştır. Öyle ki Bismarck’ın oluşturduğu Avrupa’da ki gücüne güç katmıştır. 20. Yüzyılın başlarında Almanya denizlerde İngilizlerden sonra gelmekte, Avrupa kara ordusunda ise bir numarada bulunmaktaydı. Tabi bu sıralama rekabeti silahlanma yarışını, silahlanma yarışı sömürgeciliği, sömürgecilik gücü, güç ise devletlerin birbirlerine olan rekabetini arttırmıştır. Almanya’nın silahlanması, sömürgelerini arttırması ve deniz gücüne önem vermesi diğer bloktaki İngiltere’nin denizlerdeki silahlanmayı arttırmasına, Rusya’nın da karadaki silahlanmayı arttırmasına neden olmuştur. Özetle durum öyle bir yere gelmişti ki bu iki blok birbirleri ile güç restleşmelerine ve bu restleşmeleri savaşlara taşıyacak cesarete kavuşmuştu. Öyleyse kalan tek şey vardı, bir kıvılcım. Bütün bu yarışın sonunu getirecek ve blokların çatışmasını ete kemiğe bürüyecek bir kıvılcım.
Sonuç
Fransız İhtilali ve ihtilalin sonucu olarak dünyaya gelen fikir akımları devletlerin toplum ile ilişkilerini değiştirirken aynı zamanda çatışmalarda doğurmuştur. Doğan bu çatışmalar Liberalizm ile olup Nasyonalizm ile çoğalmıştır. Bu akımların getirdiği fikirler doğrultusunda yeni devletler, yeni anlayışlar oluşmuştur. Oluşan bu devletlerden Almanya’nın Fransa ile olan tutumundan başlayarak meydana gelen olaylar, savaşlar ve ittifaklar bir çok devletin kaderini değiştirmiştir. Bu değişiklik ile beraber devletlerin tutumları neticesinde Avrupa merkezli iki blok oluşmuş ve bu oluşan iki blok birbirleri ile yarışmıştır. Yarışın sonunu ve yeni bir dünyanın başlangıcını bir silahtan çıkan mermi fiilen oluşturmuştur. Daha önce de belirttiğimiz üzere sadece bir suikast girişimine bağlanamayacak kadar uzun olan bu ilişkiler, suikast sonucu savaşa dönüşmüş ve milyonlarca askerin ölümüyle sonuçlanmıştır. Adına tarih kitaplarında I. Dünya Savaşı dediğimiz bu zorlu yılların doğuşu yukarıdaki olayların tümü ile anlaşılabilmektedir. İşte Fransız İhtilali’nden I. Dünya Savaşına dek süren ittifakları bu şekilde anlamak mümkündür. Tabii I. Dünya Savaşından sonraki süreçte bu olaylardan çok bağımsız yaşanmayacaktır.
Kronoloji
-1789 Fransız İhtilali
-1815 Viyana Kongresi
-1854-56 Kırım Savaşı
-1861 Fransa ve İtalya’nın Avusturya’ya karşı verdiği başarılı savaşların karşılığında kurulan İtalya Krallığı
-1866 Fransa’nın Avusturya’ya karşı Prusya’yı desteklemelerinin son bulması
-1870-71 Alman birliği için yapılan Prusya Fransa Savaşı ve sonucunda Alman İmparatorluğunun kurulması.
-1872 Almanya, Avusturya ve Rusya arasında Birinci Üç İmparatorlar Ligi
-1877-78 Osmanlı Rus Savaşı, 93 Harbi
-1878 Berlin Kongresi
-1879 Almanya-Avusturya Savunma İttifakı
-1881 Almanya, Avusturya ve Rusya arasında İkinci Üç İmparatorlar Ligi
-1882 Almanya, Avusturya, İtalya arasında Üçlü İttifak Anlaşması yapıldı.
-1885 Berlin Senedi, sömürgecilik faaliyetlerinde fiili işgal prensibi kabul edildi.
-1887 tarihinde Alman-Rus anlaşması
-1888 Alman Tahtına II.Wilhelm’in oturması
-1890 Almanya başbakanı Bismarck’ın görevinden ayrılması
-1892 Fransız ve Rus genelkurmaylarının Almanya’nın askeri hamlesine karşı savunma kararı alması.
-1894 Fransa-Rus İttifak Antlaşması
-1904 İngiliz -Fransız Sömürge Anlaşması. Bu anlaşmaya Entente Cordiale[14] denmiştir.
-1907 İngiliz-Rus Sömürge Anlaşması
-1908-09 Bosna Herkes Buhranı.
-1912-13 Balkan Savaşları
-1914 I. Dünya Savaşı
Kaynakça
Akad, Mehmet Tanju, Kara Savaşları, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2018.
Armaoğlu, Fahir, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Kronik Kitap, 2020.
Armaoğlu, Fahir, Siyasi Tarih 1789-1919, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1961.
Erkan, Süleyman, “Savaş ve Barış Bağlamında XIX. Yüzyıl Uluslararası İlişkileri’nin Özellikleri”, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:22, ss.93-115, 2010.
Sander, Oral, Siyasi Tarih İlkçağlardan 1918’e, İmge Kitabevi, 2007.
www.islamansiklopedisi.org.tr/prusya
www.wikipedia.otto von Bismarck.
-
* Sakarya Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Profesör Doktor. ↑
-
** Sakarya Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü ↑
-
Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Kronik Kitap, 2020, s.15. ↑
-
Prens Klemens von Metternich, Avusturyalı diplomat. 1809’dan 1848’e kadar şansölye, Avusturya’nın yeniden toparlanmasında etkin rol oynayan Avusturya Başbakanı. ↑
-
Fahir H. Armaoğlu, Siyasi Tarih, 1789-1919, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları,1961,s.91-102. ↑
-
Regno di Sardegna ya da Sardinya-Piyemonte Krallığı. İtalya’nın kuzeybatısındaki Piyemonte ile Sardinya Adasını içine alan, Savoie Hanedanına bağlı krallık. ↑
-
Otto von Bismarck, Almanya’nın güçlü bir imparatorluğa dönüşmesinde en önemli rolü oynayan, ilk birleşik Almanya şansölyesi (başbakan) olan Alman devlet adamıdır. ↑
-
Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Kronik Kitap, 2020, s.23. ↑
-
Karl Marx ile beraber işçi sınıfını anlatan kelime. ↑
-
Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Kronik Kitap, 2020, s.29. ↑
-
Fahir Armaoğlu, a.g.e. , s.31. ↑
-
Fahir Armaoğlu, a.g.e. , s.35. ↑
-
Samimi Anlaşma manasına gelmektedir. ↑
