İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye’de Yasal Regülasyonlar Bağlamında Girişimcilik Makalesi

PDF İndir

Volkan DİLSİZ*

Türkiye’de son yılların en popüler ve en geniş kullanıma sahip tanımlamalarından biri de “girişimcilik”. Devlet destek ve teşvikleri ile ilgili yapılan haberler, açıklanan raporlar, bankalar; özel üniversiteler vb. kurumların yayınladığı reklamlar, dünyada ve Türkiye’de başarılı olan girişimlerin başarı hikâyelerini konu eden sosyal medya paylaşımları bu tanımı tam bir “buzzword”e dönüştürmüş durumda.

Bu durum, Türkiye gibi genç bir nüfusa sahip [1] ve kendine has girişken bir sosyolojik yapı barındıran ülkede [2] insanların sahip olduğu “bir girişim başlatıp kısa sürede yüksek bir değerlemeye ulaşma” hevesiyle birleşince “girişimcilik” olgusu büyük bir ilgi ve rağbet görüyor.

Gerçekten de devlet kurumları, üniversiteler, belediyeler ve hatta özel şirketler sosyal sorumluluk projesi kapsamında kadın, engelli ve genç girişimini desteklemek adına topluluklar kuruyor, etkinlikler düzenliyor, eğitimler veriyor, nakdî ve gayri nakdî destekler sağlıyor.

Peki girişimci kimdir? “Girişimci, bir mal veya hizmeti üretmek, pazarlamak için sağladığı kaynaklarla üretim faktörlerini (doğa, emek, sermaye) sistemli ve bilinçli bir şekilde bir araya getiren, bu faaliyeti yaparken ortaya çıkabilecek zararı da göze alan kişidir. Girişimci genelde sorumluluk ve risk alan, başarma isteği güçlü, fırsatları ve geleceği sezebilen, değişiklikleri benimseyebilen ve şartlara adapte olabilen kişidir. Girişimci bazı fonksiyonları yerine getirir ve inovasyon yapar.” [3] Bu tanımdan da anlaşıldığı üzere girişimcilik risklidir ve desteklenmelidir.

Girişimciliğin Önemi ve Desteklenme Gerekliliği

Artık dünyanın en değerli şirketlerinin tümünü geçmişte olduğu gibi devasa yatırımlarla ticari hayatlarına başlamış enerji, finans ve gayrimenkul şirketleri oluşturmuyor. Bu listenin ilk sıralarında az önce bahsettiğimiz tanıma uyan teknoloji merkezli düşük yatırım hatta sıfır sermaye ile bir “startup” olarak faaliyetlerine başlayan “girişim”ler büyük yer tutmaktadır. [4] Apple, Microsoft, Amazon, Alphabet, Tesla, Facebook, Alibaba gibi bu listenin başındaki şirketler bu bağlamda benzer hikâyelere sahiptirler. Yetenekli ve hırslı girişimciler keşfettikleri bir ihtiyacı en doğru şekilde kapatacak ürünü ya da hizmeti başta tüm riski kendileri üstlenerek geliştirirler, sonrasında ürettikleri fayda ile yatırım devlerinin dikkatini çekip sağladıkları finansmanları doğru kullanarak dünyanın en değerli şirketlerinden biri olurlar. Bu, bir evin garajında faaliyete başlayıp kendi kampüsüne sahip dünya devi şirketlerden biri olma hikâyesinin özetidir.

Tablo 1: Küresel Girişimcilik Endeksi Sıralaması

ÜLKE GEI 2019 SIRA 2019 GEI 2018 SIRA 2018
ABD 86,8 1 83,6 1
İsviçre 82,2 2 80,4 2
Kanada 80,4 3 79,2 3
Danimarka 79,3 4 74,3 6
Birleşik Krallık 77,5 5 77,8 4
Avustralya 73,1 6 75,5 5
İzlanda 73,0 7 74,2 7
Hollanda 72,3 8 68,1 11
İrlanda 71,3 9 73,7 8
İsveç 70,2 10 73,1 9

Kaynak: Global Entrepreneurship Index, 2019

Tablo 2: Kişi Başına Düşen Milli Gelir (ABD Doları)

ÜLKE 2019
ABD 65.281
İsviçre 81.994
Kanada 46.195
Danimarka 59.822
Birleşik Krallık 42.300
Avustralya 54.907
İzlanda 66.945
Hollanda 52.448
İrlanda 78.661
İsveç 51.610

Kaynak: World Bank GDP per capita, 2019

Az önce saydığımız şirketler kadar büyük olmasa da benzer bir hikâye ile faaliyetlerine başlayıp konvansiyonel büyük yatırımların amortisman sürecini kat be kat geride bırakan birçok girişim mevcuttur. Bu tür girişimlerin sayısı ile ülkelerin gayrisafi yurtiçi hasılaları ve ekonomi büyüklükleri arasında bir korelasyon olduğu da açıktır. [5] Tablo 1 ve Tablo 2 de bu durumu doğrulamaktadır.

Türkiye, Global Entrepreneurship Index, 2019 listesinde 39.8 skorla 44. sırada iken aynı yıl için Dünya Bankası verilerine göre 9.043 ABD Doları kişi başına düşen milli gelire sahiptir. Aynı zamanda en değerli şirketler sıralamasının ilk sıralarında büyük yatırımlarla kurulan köklü enerji, inşaat, finans şirketleri bulunmaktadır. [6] Bunun yanı sıra 2001’de kurulan Gittigidiyor, eBay tarafından 217.5 milyon dolara, 2012 yılında kurulan Gram Games, Zynga tarafından 250 milyon dolara, 2000 yılında kurulan Yemeksepeti, Delivery Hero tarafından 589 milyon dolara, 2009 yılında kurulan Trendyol, Alibaba tarafından 728 milyon dolara ve 2010 yılında kurulan Peak Games, Zynga tarafından 1.8 milyar dolara satın alınmıştır. [7]

Bu şirketler en başta bahsettiğimiz hikâyeye uygun olarak birer startup olarak kurulmuş ve çalışan sayısı ile yapılan yatırımlara oranla Türkiye’nin en değerli şirketlerine göre bu değerlere çok daha hızlı ve düşük maliyetlerle ulaşmışlardır. Sonuç olarak sayıları sınırlı olan bu tür şirketlerin temelini oluşturan girişimleri desteklemek, gayri safi yurt içi hasılayı arttırmak ve ekonominin büyümesini sağlamak için gereklidir.

Türkiye’de Mevcut Bazı Destekler ve Teşvikler

Türkiye, 90’lı yılların sonunda Ar-Ge faaliyetlerinin ve katma değerli ürün üretiminin önemini kavramış bir ülke olarak 2000’li yılların başından itibaren genç girişimcileri ve yüksek teknoloji üretimini destekleyecek birçok programı uygulamaya geçirmiştir. [8]

Mükellefiyet başlangıç tarihi itibariyle 29 yaşını doldurmamış girişimcilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri kazançlarının 75.000 TL’lik kısmı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gelir vergisinden istisna edilmiştir. [9]

Genç girişimcilerde kazanç istisnasından faydalanan ve vergi mükellefiyeti başlangıç tarihi itibari ile 29 yaşını doldurmamış olanlardan, ilk defa sigortalı sayılan gerçek kişilerin primleri bir yıl süreyle prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hazinece karşılanmaktadır. [10]

İmalat veya bilişim sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde ilgili döneme ait günlük brüt asgari ücretin sigortalının prim ödeme gün sayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, ilave istihdam edilecek her bir sigortalının 9.540 TL’ye kadarki prime esas kazanç tutarı için ödeyecekleri tüm primler, damga ve gelir vergisi İlave İstihdam Teşviki kapsamında devlet tarafından karşılanmaktadır. [11]

KOSGEB tarafından stratejik öncelikleri doğrultusunda belirlenen sektörlerde girişimcilerin kurduğu yeni işletmelerin hayatta kalma oranının arttırılmasını amaçlayan İleri Girişimci Destek Programı kapsamında düşük teknoloji düzeyindekilere 100.000 TL, orta-yüksek teknoloji düzeyindekilere 200.000 TL, yüksek teknoloji düzeyindeki işletme ve şirketlere 300.000 TL’ye kadar makine, teçhizat ve yazılım desteği olmak üzere toplamda 365.000 TL’ye kadar nakdî ve geri ödemesiz destek verilmektedir. [12]

Girişimciliğin Önündeki Bazı Bürokratik Engeller

Önceki başlıkta bahsedilen bazı destek ve teşvikler Türkiye’nin girişimciliğin önemini kavradığını ve mevcut durumu geliştirmeye yönelik somut adımlar atmış olduğunun göstergesidir. Ancak mevcut konvansiyonel ticari düzen ve Türkiye bürokrasisi destek ve teşviklerin öngörüldüğü gibi faydalı olmasına engel teşkil etmektedir. [13]

Her şeyden önce bu destek ve teşviklerin koşulları belirlenirken suistimali önleyebilmek adına kıstaslar olabildiğince sıkı tutulmakta, faydalanabilecek işletme ve şirket sayısı kısıtlı kalmakta ve kamu bütçesinden harcanan bu tutarlar tüm ülke çapında beklenen etkiyi sağlayacak ölçüde yararlı olarak kullanılamamaktadır. [14] Burada tüm sorumluluğu bu regülasyonu sağlayan otoriteye yıkmak adil olmayacaktır. Toplumumuzda da devlet destekli yatırımların verimsiz bir şekilde kullanılması sıkça karşılaşılan bir durumdur. [15] Sonuç olarak bir taraftan destekler ve teşvikler kapsamında kamu kaynağı harcanmakta ancak diğer taraftan harcanan bu kamu kaynağının karşılığı gelişmişlik düzeyi olarak alınamamaktadır.

Somut örnekler verecek olursak KOSGEB destekleri ile kurulacak bir yazılım şirketinin ihtiyaç duyduğu bilgisayarların ücretlerinin KDV hariç tutarlarının %75’i (yerli üretici olması durumunda %90’ı) bu destekler doğrultusunda geri ödemesiz şekilde devletten alınabilmekte. Ancak bu süreç için öncelikle bilgisayarların satın alınması ve faturalarının KOSGEB’e ibraz edilmesi gerekmektedir. Şayet KOSGEB’e teklif mektubu, proforma fatura ile bir başvuru yaparak henüz bilgisayarları almadan onay alsanız dâhi son kertede KOSGEB tarafından ödeme olurunun alınabilmesi için yine fatura ibraz etmeniz gerekmektedir. Bu da tedarikçi firmaya ödeme yapmamanız durumunda pek mümkün olmamaktadır. Sonuç olarak destekten faydalanabilmek için öncelikle destek tutarı kadar ödemeyi kendi başınıza yapmanız gerekmektedir ve zaten kısıtlı sermayeye sahip bir girişimci olarak ilk başta ihtiyaç duyduğunuz maddi desteği sağlamak görevini üstlenen KOSGEB size ancak bu sermayeyi bulabildiğiniz durumda yardımcı olmaktadır. Ayrıca teklif, proformayı aldığınız tutar üzerinden destek tutarını belirleyen KOSGEB’in karar verme aşamasındaki bürokratik süreçlerden dolayı yaşanan gecikme esnasında yaşanabilecek fiyat artışları nedeniyle planlanan destek oranlarının da altında bir ödeme alınabilmektedir.

Bu da bir girişimcinin ihtiyaç duyduğu en temel kaynakları edinmesinde en çok ihtiyaç duyduğu ikinci kaynak olan zaman bağlamında sorunlar yaratmaktadır. Öte yandan bu süreci suistimal etmek isteyen bir paravan girişim, zaten ürünü fiziken alma ve kullanma niyetinde olmadığından kâğıt üzerinde alınmış göstererek ve yerinde tespit yapmayan KOSGEB’e göstermelik bir sunum hazırlayarak haksız bir kazanç elde edebilmektedir.

İhtiyaç duyduğu kaynakları edinmek için erken finansman sağlamak amacıyla bir başka yolu tercih eden girişimciler bankalar ile temasa geçmektedir. Ancak hiçbir düzenli ve belgelendirilebilir geliri olmayan üniversite öğrencilerine kredi kartı vermede epey hevesli olan bankalar yeni kurulmuş işletme ve şirketlere kredi limiti tahsis etme konusunda aynı hevesi göstermemektedirler. Bunun sebebi yine aynı suistimal ihtimaline karşın bankaların uyguladıkları bir güvenlik politikasıdır. Zira yeni açılan bir işletme ya da şirketin kredi, kredili mevduat hesabı ya da kredi kartı başvurusu, eğer olumlu bir ticari geçmiş yoksa riskli kabul edilmektedir. [16] Genellikle 1 yıllık bir olumlu ticari geçmişin ardından ibraz edilebilecek kesin mizan, gelir vergisi beyanı, bilanço vb. mali verilerle başvurular kabul edilmektedir.

Kredili kullanımın yanı sıra bir kredi kartına sahip olmanın bir diğer avantajı uluslararası piyasalarda diğer ödeme aracılarına ve araçlarına göre (Swift, Western Union, Transferwise) daha hızlı ve entegre bir ödeme yöntemi olarak kullanılabilmesidir. Bankaların açılan hesaplardaki parasal aktiviteyi yönetilebilmesi için verdikleri Debit kartlardan farklı ve daha üstün bir şifreleme sistemi ile çalışan kredi kartları ile yapılabilen bazı satın alma işlemleri sıradan bir banka kartı ile yapılamayabilmektedir. Bu durum global piyasada yer edinebilmek için sahip olunması gereken bir araçtan mahrum kalınmasına neden olmaktadır.

Global piyasada bir alıcı değil de satıcı olarak bulunulması durumunda sunulması gereken ödeme alma alternatiflerin başında gelen PayPal’ın kullanımının Türkiye’de yasak olması da bir diğer bürokratik engel olarak sayılabilir. Global piyasadaki tüketicinin güvenli alışveriş alışkanlığına uygun şekilde PayPal’ın bir ödeme alma aracı olarak sunulma gerekliliğinin yanı sıra tüm dünyada geniş bir ekosistem tarafından beslenen açık kaynak kodlu yazılımların tümüne entegre bir ödeme yönteminden mahrum kalmak bir yarışa geride başlamak anlamına gelmektedir.

Aynı bağlamda Türkiye’den günde bir milyondan fazla günlük erişim alan sosyal ağlar için getirilen Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu da bunu yapmak istemeyen şirketlerin sunduğu dünyaya açılma fırsatından girişimcilerin mahrum olması anlamına gelebilmektedir. Ayrıca bu platformda yayınlanan reklamlarla yurtdışı pazarında yer edinmek isteyen girişimcilerin maliyetleri, döviz kurundaki son dönemlerde yaşanan artışlardan dolayı iç piyasada yapabilecekleri reklamlardan çok daha fazlasına mal olmaktadır.

Doğaları gereği yeni kuruldukları süreçlerde kırılgan bir yapıya sahip olan girişimler için, dışarda yaşadıkları bu dezavantajların yanı sıra Türkiye sınırları içerisinde de belli zorluklar bulunmaktadır. Her ne kadar Ar-Ge faaliyetlerinin, katma değerli ürün üretiminin ve girişimciliğin değeri anlaşılmış olsa da Türkiye bürokrasisinin ve regülasyonlarının dijital dönüşüm süreçlerini tam anlamıyla anladığı ve uyum gösterdiği söylenememektedir. Vergi mükelleflerinin kendisine karşı sorumluluklarını yerine getirmesi konusunda dijital dönüşüm enstrümanlarını (UETS, MM ESHS, e-imza, e-defter, e-fatura vb.) etkili olarak kullanan Türkiye, dijital dönüşümün doğası gereği ihtiyaç duyduğu ve katkı sağladığı uzaktan erişim ve daha hızlı iş yönetimi imkânı konularında aynı başarıyı göstermemektedir.

Tablo 3: İş Yapma Kolaylığı Endeksi

SIRA ÜLKE PUAN SIRA ÜLKE PUAN
1 Yeni Zelanda 86,59 11 BAE 81.28
2 Singapur 85,24 12 İsveç 81,27
3 Danimarka 84,64 13 Tayvan 80,90
4 Çin 84,22 14 Litvanya 80,83
5 Kore 84,14 15 Malezya 80,60
6 Gürcistan 83,28 16 Estonya 80,50
7 Norveç 82,95 17 Finlandiya 80,35
8 ABD 82,75 18 Avustralya 80,13
9 Birleşik Krallık 82,65 19 Letonya 79,59
10 Makedonya 81,55 20 Morityus 79,58

Kaynak: Doing Business Index, 2019

Türkiye, Doing Business Index 2019 listesinde 74,33 puanla 43. sırada bulunmaktadır. Türkiye’deki demode, konvansiyonel ticari hayat ve Türk insanının sosyolojik yapısına göre tasarlanmış kanunî düzenlemeler girişimcilik bir kenara konvansiyonel ticaretin dahi önünde gelişmiş ülkelere göre daha fazla engel teşkil etmektedir. Genç girişimciler ise geliştirmekte oldukları ürün ve hizmetlere odaklanmanın yanı sıra tecrübesiz oldukları bu düzenlemelere ayak uydurma konusunda da mesai harcamak zorunda kalmaktadırlar. Bu girişimlerin dijital dönüşümleri konu alması durumunda mevzubahis düzenlemelerin açık, net ve dijital ortama uygulanabilir olma konusundaki eksiklikleri de büyük bir sorun yaratmaktadır.

Örnek olarak bir girişimin Türkiye’deki kullanıcılarının verilerini yurtdışındaki bir sunucuda barındırması, yeterli korumanın sağlandığı ülkelerde olması koşuluna bağlanmıştır. [17] Ancak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda belirtilen “Yeterli korumanın bulunduğu ülkeler Kurulca belirlenerek ilan edilir.” ibaresine uygun olarak herhangi bir ülke listesi ilan edilmiş değildir. Kimi görüşlere göre [18] “yeterli koruma bulunan ülkelerin ilan edilmediği ve dolayısıyla böyle bir ülkenin mevcut olmadığı, bu sebeple yurt dışına veri aktarımı yapılacaksa Kurul’dan izin alınması gerektiği görüşü, 108 Sayılı Sözleşme’nin tarafı olan ülkeler açısından geçersiz olacaktır.” şeklinde ifade edilen durum da konunun, dijital dünyanın kendine has özelliklerini değerlendirmeyen kanun yapıcılar ve hukukçular tarafından ele alındığını ortaya koymaktadır. Zira verilerin yeterli korumaya sahip olup olmaması durumu siyasi ülke sınırlarına göre değil dijital ve teknik ölçütlerin yeterliliğine göre belirlenmelidir. Dolayısıyla doğası gereği yüksek risk içeren girişimciliğin, önemli kararları verme aşamalarında bu türden belirsiz, yetersiz ve konvansiyonel bir düşünce şekli ile tasarlanmış regülasyonlara göre hareket etme zorunluluğu ayrı bir zorluk olarak girişimcinin en kırılgan olduğu kuruluş aşamasında karşısına çıkacaktır.

Buna benzer şekilde dijital girişimlerin diğer tüm ticari faaliyetlerle aynı Türk Ticaret Kanunu’na tabi olması da bir başka zorluk olarak söylenebilmektedir. Hemen hemen tüm sektörlerin bir dijital dönüşüm süreci geçirmesi ve dijital dönüşüm merkezinde çok sayıda şirketin kurulmuş olması gerçeklerini ıskalayan kanun koyucunun düzenlemeleri bunların kendine has iş yapış şekillerini ve bu şekillere özgü durumları değerlendirmede eksik kalmaktadır. Sadece bir bilgisayarla tüm yönetimi sağlanabilecek bir girişimin konvansiyonel yöntemlerle tasarlanmış bir regülasyona maruz bırakılması; denetlenmesi, kayıt altına alınması, vergilendirilmesi, sigortalanması ve bordrolanması verimsiz, sürdürülebilir olmayan ve insanların girişimde bulunmak konusunda gözlerini korkutan bir tablo ortaya koymaktadır. Henüz ürün ve hizmet geliştirme aşamasında olduğu için satış yapma ve fatura kesme durumu olmayan bir girişimin Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Damga Vergisi gibi vergi kodlarını vergi dairelerinden açtırma ve beyanname verme zorunluluklarının olması, bu girişimde kişisel yaşamlarını sürdürdükleri alanda, kanunlar nezdine kişisel yaşamlarını sürdürdükleri şekilden farklı olmayan bir biçimde çalışmalarına rağmen İşe Başlama Bildirimi yapıp konvansiyonel ticari faaliyetlerin özelliklerine göre belirlenmiş zorunlu sigorta primlerini ödeme zorunluluklarının olması ile konum bağımsız ve uzaktan çalışmalarına rağmen yasal adres, kira kontratı ya da tapu bildirme zorunluluklarının olması gibi durumlar bu türden girişimciliğin doğasına aykırı düzenlemelerdir. Zira yaptıkları işlerin resmî kurumlarca tanınması, dijital girişimcilikte sıkça karşılaşılan ortaklaşa geliştirilen projelerde ortakların birbirlerine karşı fikrî mülkiyet vb. konularda hukukî bağlamda korunması gibi istekler için atılmak istenen adımlar, beraberinde az önce sıraladığımız birçok resmî angaryayı ve maddî külfeti de getirmektedir. Halbuki bu türden girişimlerin ve girişimcilerin sayısının artması için girişimcilerin hukuki sorumluluklarını ve haklarını yasa ile güvence altına alırken, öncelikle onlara ürün ve hizmet geliştirme aşamalarına yoğunlaşabilme özgürlüğü sağlanmalıdır.

Sonuç ve Öneri

Türkiye, girişimciliğin önemini kavramış bir ülke olarak girişimcilere birçok destek sağlamaktadır. Ancak birçok regülasyonunu geleneksel iş yapış şekillerine göre belirlenmesinden dolayı girişimcilere girişimciliğin doğasına aykırı görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Türkiye’nin tüm bu çabalara rağmen uluslararası arenada geri kalmasının sebebi budur. Sonuç olarak Türkiye’nin bu konudaki tüm regülasyonu 21. yüzyılın dijital şartlarına uygun olarak düzenlemesi gerekmektedir.

Kaynakça

[1] Baş, Halim. “Türkiye’de Genç Nüfus: Sorunlar ve Politikalar” Journal of Suleyman Demirel University Institute of Social Sciences 27.2 (2017).

[2] Esen, Şaban. “Türk Atasözleri ve Deyimlerinde Girişimcilik Olgusu (Sosyo-Ekonomik Açıdan Bir Bakış)” (2011).

[3] Schumpeter, Joseph, and Ursula Backhaus. “The theory of economic development.” Joseph Alois Schumpeter. Springer, Boston, MA, 2003. 61-116.

[4] https://tr.fxssi.com/dunyanin-en-degerli-sirketleri, 15.03.2021

[5] Pehlivanoğlu, Ferhat ve Kenan KAYAN. “Türkiye’de Girişimcilik: Mevcut Durum Analizi ve Çözüm Önerileri.” Kırklareli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 8.1 (2019): 58-78.

[6] https://www.capital.com.tr/listeler/capital-500, 15.03.2021

[7] https://www.ntv.com.tr/galeri/ekonomi/en-cok-yatirim-alan-5-girisim,0bQ8rnf23EePOFEJYO3CVw, 15.03.2021

[8] Türkoğlu, Musa, and Süha Çelikkaya. “Türkiye’de Kobi’lere Yönelik Ar-ge Destekleri.” Uluslararası Alanya İşletme Fakültesi Dergisi 3.2 (2011): 56-71.

[9] T.C. Resmi Gazete. Gelir Vergisi Genel Tebliği. 05.05.2016. Sayı: 29703, Başbakanlık Basımevi, Ankara

[10] http://www.istihdamatesvik.com/tesvikler/genc-girisimci-kazan-istisnasi-bagkur-prim-destegi/, 15.03.2021

[11] https://www.iskur.gov.tr/isveren/tesvikler/ilave-istihdam-tesviki/, 15.03.2021

[12] https://www.kosgeb.gov.tr/site/tr/genel/destekdetay/7390/ileri-girisimci-destek-programi, 15.03.2021

[13] Namal, Mete Kaan, Mustafa Koçancı ve Beyhan Aksoy. “Kosgeb Girişimcilik Programı: Eleştirel Bir Değerlendirm” Akademik Hassasiyetler 5.9 (2018): 93-110.

[14] Ersungur, Ş. Mustafa, ve Abdullah Takım. “Türkiye’de Teşvik Sisteminin Yapısı, Sorunları ve Etkinliği Üzerine Bir Politika Önerisi: Tek Bir Uygulamacı Kuruluş Sorunları Çözer Mi?” Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi 32.3 (2018): 725-744.

[15] Özek, Eray Utku. “Devlet Destekli Yatırım Projelerinde Yatırımcının Yaptığı Hatalar ve Karşılaşılan Sorunlar ve TRB1 Bölgesinde Uygulama” MS thesis. Uludağ Üniversitesi, 2018.

[16] Büyükçelebi, Buket, ve Metin Coşkun. “Ticari Kredi Taleplerinin Değerlendirilmesi Açısından Mevduat Bankaları ile Katılım Bankalarının Karşılaştırılması” Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 21 (2015): 1004-1024.

[17] T.C. Resmi Gazete. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu. 07.04.2016. Sayı: 29677, Başbakanlık Basımevi, Ankara

[18] https://aligulhukuk.com/yayinlar/kisisel-verilerin-yurt-disina-aktarilmasi-uluslararasi-sozlesmeler-kapsaminda-bir-degerlendirme/, 15.03.2021

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir